İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bebeklerde En çok görülen Hastalıklar Nelerdir?

Bebeklerde en çok görülen hastalıklardan bahsedeceğiz bugün sizlere…

Akut Solunum Yolu Enfeksiyonları

Çocukluk çağında en çok geçirilen ve en fazla ölüme sebep olan enfeksiyon hastalıklarıdır. Akut solunum yolu enfeksiyonları (ASYE) alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları olarak ikiye ayrılabilir. Bunların çoğu üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) biçimindedir. ÜSY bulaşmalarının en çok faktörü virüsler olup genelde kendi kendine düzelirler. Gırtlak ve altındaki bölge alt solunum yolları olarak kabul edildiğinden, krup sendromları, akut bronşiyolit, akut bronşit ve zatürre akut alt solunum yolu enfeksiyonları olarak sayılabilir.

Ateş -Soğuk Algınlığı – Nezle

Normal vücut sıcaklığı 36 ile 37,5 derece arasındadır ve gün içerisinde değişim gösterebilir. 38 derece ve üstü ateş hastalık işareti olabilir. Fakat çocuk dinamik bir gün geçirmişse vücut ısısında kısa süreli bir artış görülebilir. Çocuklarda görülen soğuk algınlığı erişkinlere göre çok daha ciddiye alınmalıdır ve hekime müracaatlmalıdır. Çocuğunuzun yüksek ateşini biraz olsun düşürebileceğini düşünerek üzerini fazla örtmeyin, bol miktarda sıvı içirin ve ılık duş uygulayın.
Çocuklarda Gribin Belirtileri
  • Hapşırma
  • Burunda tıkanma ve akıntı
  • Öksürük ve boğazda kırmızılık
  • Yüksek ve hafif ateş
  • Tüm vücutta ağrı
  • Üşüme
  • Halsizlik
  • Boğaz ağrısı
Burun havanın vücuda giriş kapısıdır, burada hava ısıtılır, tozlarından arındırılır ve nemlendirilerek akciğer için makul hale getirilir. Havanın burun içinden rahat geçebilmesi için üç koşul vardır. Birinci olarak, burun yapısının düzgün olup burun etlerinin normal büyüklükte olması gerekir. İkinci olarak, burun mukozasının sağlıklı olması, üçüncüsü ise, burun salgılarının akışkan olmalıdır.
Burun mukozasından rinovirüs ailesinden bir virüs girdiği zaman nezle oluruz. Burun tıkanır, akar, hafif ateş ve halsizlik hissedilir. Nezle iyi tedavi edilmediği durumlarda orta kulak iltihabına, sinüzite ya da bronşite neden olabilir. Burun açıcı ilaçlar şurup ya da damla olarak 2-3 gün kullanılmalıdır. Ayrıca ateş düşürücü, ağrı kesici ilaçlar kullanmak mümkün.

Orta kulak iltihabı

Orta kulak iltihapları (otitis media) , bilhassa çocuklarda çok sık görülen hemen her çocuğun en az bir kez bazı durumlarda defalarca geçirdiği orta kulak iltihapları kulak ağrısı, ateş, işitme kaybı ile karakterlidir. Bebeklerde huzursuzluk, kulak çekiştirme, sık sık görülür. Genellikle bir nezle sonrası ve sonbahar kış aylarında görülür fakat her zaman ve herkes de görülebilir. Nezle esnasında burnu tıkayarak hıçkırma, hapşırma orta kulakta iltihabı başlatacak mikropların kulağa girmesine yol açabilir. Bebeklerde iltihabı basitlaştıran geniz eti, östaki borusu, östaki borusunun yatay seyretmesi ve bebeklerin sırtüstü biberonla beslenmesi gibi olumsuz diğer etkenler de vardır.
Orta kulak iltihabına daha fazla, hemofilus influenzae ve Streptecoccus pnomoniae isimli mikroplar sebep olur.
Bir diğer önemli orta kulak iltihabı türü orta kulakların havalanma ve direnajını kaynaklısı ile işitmenin en iyi düzeyde olmasını sağlayan Östaki borularının tam çalışmamasına bağlı kulak zarı aradeleında orta kulak boşluklarında sıvı birikmesi , yani effüzyonlu otitis mediadır. Kendisini ağrı, ateş gibi iltihap belirtileri ile göstermeyen ve basitçe fark edilmeyebilinen sıvı toplanması hastada işitme kaybına sebep olur. Genellikle ufak çocuklarda geniz eti büyümesi, ve buna bağlı burun tıkanıklığı, ağzı açık ahenka ile beraber görülür. Sürekli ağzından nefes almak zorunda kalan, burnu hep tıkalı ve akan, gece horlayan veya fışırtılı soluyan çocuklarda geniz etinden kuşkulanılmalı ve  doktore müracaatlmalıdır.
Kronik otit dediğimiz hastalık ise kulak zarında delik ve Aralıklı veya sürekli akıntı ve işitme kaybı ile giden bir hastalıktır. Özellikle sürekli pis kokulu bol akıntı ile seyreden otitler menenjit, beyin apsesi gibi ölümcül durumlara yol açabilir ve vakit geçirmeden ameliyat ile kontrol edilmeleri gerekir.
Üzerinde durulup, zamanında tanındığında basitçe tedavi edilebilecek bu hastalıkların tanınmaması ve tedavi edilmemesi halinde çocukta işitme kaybı ortaya çıkar. Özellikle 0-6 yaş arasında ortaya çıkabilecek bu işitme kaybı varlığında ise çocuğun işitmesi ve gelişmesi geri kalabilir. Çocuğun sosyal yaşamına, iletişim ve öğrenme potansiyelini tam anlamıyla kullanmasına engel olacak bu işitme kaybı erken yaşlarda kontrol edilmediği durumlarda ise bu olumsuzluk ileri yaşlarda kalıcı olarak yer edecektir.

İç kulak iltihaplanmaları

İç kulak iltihaplanmaları ise genelde işitme kaybı, dengesizlik, baş dönmesi ve çınlama ile karakterlidir.
Kulak ile ilgili bu hastalıkların varlığında vakit geçirmeden bir doktore başvurmak gerekir. Kulak ağrısı her doktorin ilk önce bakmak zorunda olduğu acil bir durumdur. Sık geçirilen rahatsızlık, tedaviye rağmen iyileşmeme ve işitme kaybı gibi durumlarda bir kulak burun boğaz doktorine başvurmak kalıcı bir hasarı engelleyici hatta hayat kurtarıcı olabilir
Dış kulak yolu iltihapları (otitis eksterna)
Dış kulak yolunda tıkanıklık ve buna bağlı işitme azlığı, bilhassa kulak kepçesini hareket ettirmekle artan ağrı ve akıntı ile karakterli dış kulak yolu iltihaplarını daha fazla rutubetli iklimlerde ve infekte havuz ve deniz suyunda yüzenlerde görüyoruz. Dış kulak yolunun asli sebepi hastanın kendi yol açtığı kulak travması yani kulak karıştırmaktır. Ne kaşımak, ne temizlemek, ne kurulamak için kulağınıza pamuklu özel çubuklar dahil hiç bir şey sokmayınız. Kulak kendi kendini temizler, korumaya karıştırmaya ihtiyaç yoktur.

Sinüzit

Çocuklarda en yaygın görülen hastalıklardan bir tanesi de sinüzittir. Sinüzitte de en çok rastlannen mikroplar Haemophilus influenzae ve Streptococcus pnomaniae’dir. Burun tıkanıklığı ve iltihaplı akıntının yanı sıra yüz kemiklerinde şiddetli ağrılar başlar ve ağrı baş öne eğilince arlar. Göz yaşarması, göz etrafında şişlik, 38 i geçmeyen ateş, yüze basma ile ağrının artması sinüzitin diğer belirtileri arasındadır. Muayenede bütün burun mukozasının şiş ve ileri derecede kızarık olduğu görülür.
Tedavi antibiyotikler ve burun açıcı ilaçlarla yapılır. Tedavi süresi 10 günden az olmamalıdır. İyi tedavi edilmemiş sinüzitler kompliadeleyon yapabilir. İltihap göz ve beyin zarına dağılabilir. Ancak bu kompliadeleyonlar çok sık görülmez.

Anjin

Çocukluğunda anjin olmamış kimse aşağı yukarı yok gibidir. Yüksek ateş, boğaz ağrısı ve tükürüğünü bile yutamama ile kendini gösteren anjin, bazı çocuklarda çok yaygındır, her ay bir kez anjin olabilirler. Bademcikler, lenf dokuları olup boğazın girişinde, iki tarafa yerleşmiş ufak organlardır. Görevleri bedenin bağışıklık sistemine yardımcı olmaktır. Boğaz yoluyla gelen mikroplar bademcik üzerinde tutulur ve onlara karşı antikor denilen bağışıklık proteinleri oluşturulur. Bu görev, bedenin bağışıklık sistemi kurulanne kadar yani 5-6 yaşına kadar sürer. Anjin, çok çeşitli mikroplarla oluşmakla birlikte daha fazla beta hemolitik streptokoklarla oluşur.
Beta hemolitik streptokokların Romatizma ile ilişkisi bilindiğinden bu hastalıktan korkulmaktadır. Anjin, çoğu sıradan mikropla oluşabileceği gibi, bazı durumlarda de enfeksiyöz mononükleoz gibi özel mikroplarla da oluşabilir. Öpücük hastalığı da denilen bu hastalık daha fazla büyük çocuklarda görülür. Bu hastalıktaki bazı özellikler arasında; boyunda birden fazla lenf bezi şişmesi, yüksek ateş, genel durum sorunluluğu ve bademcikler üzerinde kötü kokulu tabaka oluşumu sayılabilir.
Epstein Barr virüsünün yaptığı bu hastalıkta karaciğer büyüyebilir ve deri döküntüleri olabilir. Bu hastalıkta tanı koymak kolay. Laboratuvar da yapılan bir MNI testi birkaç saat içinde tanıyı ortaya koyabilir.
Tedavisinde bazı penisilin türü antibiyotik dışında bazı durumlarda de kortizon kullanmak gerekebilir. Anjinden sebep olabildiği akut eklem Romatizması ve buna bağlı olan kalp kapakçığı problemleri sebepiyle korkulmaktadır. Ancak ilaç problemi olmayan ülkelerde bu kompliadeleyon aşağı yukarı tamamiyle ortadan kalkmıştır. Anjinin diğer bir özelliği de apseye yol açmasıdır. Apseleşirse boşaltılması gerekir. Sık yeniden anlayan anjin süreğen hale gelebilir.
Üç yıl üst üste 3 kez anjin, 2 yıl üst üste 5 anjin, bir yılda 7 kezden çok anjin süreğenleşme gösterir. Bademciklerin görüntüsü ve rengi de süreğenleştiğinin habercisi olmaktadır. Bademcikler süreğen hastalıklı hale gelirse ameliyatla alınmalıdır.
 
Farenjit
Farenjit bulaşıcıdır. Hafif ateşle başlar, burun tıkanıklığının yanı sıra  akıntı, boğaz mukozasında yer yer kızarıklıklar ve iltihaplı salgılar görülür. Kulak zarı da kızarmış olarak görülebilir. Boyunda lenf bezleri ele gelir. Kendiliğinden 4-5 günde geçen farenjit, genelde viral (virüslere bağlı) bir hastalık olmasından antibiyotik kullanılmasına gerek yoktur, fakat ateş 2 günden çok sürerse antibiyotik verilebilir. Tedavisinde burun açıcı ilaçlar ve sprey biçiminde antibiyotikler kullanılır. Bazen farenjit bronşite de sebep olur.
 

Bronşit

Larenjit her yaşta görülebilen iltihabi bir hastalıktır. Virüsler de mikroplar da gırtlak ve ses tellerini iltihaplandırabilir. Ses kısılır, ateş çok yükselmez. Farenjitin bronşite dönmesinde ara geçiş olabilir. Bazen şiddetlenip çocukları ciddi solunum güçlüğüne sokabilir. Sorumlular yine yukarıyada adı geçen virüs ve mikroplardır genelde.
Tedavisinde ise antibiyotik ve solunum zorluğuna bağlı olarak kortizon kullanılır. Bazen solunumun tamamiyle tıkanıp soluk borusuna delik açılması durumu da söz konusu olabilir. Trakeotomi adı verilen bu girişim gerçekten hayat kurtaran bir durumdur.
Krup Sendromu mukozada ödem oluşması sonucunda üst solunum yolu tıkanıklığı tablosuyla kendini gösteren benzer klinik tablolara krup sendromu denilmektedir. Daha önceleri, difteriye krup sendromu, diğerlerine ise psödokrup (yalancı krup) denilirken günümüzde buna benzer tabloların hepsine birden krup sendromu denilmektedir. Bu tabloların ortak özelliği üst solunum yolu tıkanıklık bulguları (stridor, ses kısıklığı ve bazı durumlarda havlar tarzda öksürük) ile karşımıza gelmesidir. Krup sendromu dendiğinde genelde aşağıdaki klinik durumlar akla gelir: – Viral krup – Spazmodik (yenidenlayıcı) krup – Bakteriyel trakeit – Akut epiglottit
Viral krup laringotrakeal bulaşmaların %95’inden sorumludur. Etken genelde parainfluenza virusudur. Yaşamın ikinci yılında en çok görülür. Önce ateş, burun akıntısı ile başlar ve sonra stridor, havlar tarzda öksürük ve ses kısıklığı olaya eklenir. Tedavide antibiyotikler kullanılır.
Spazmodik krup’ta akşam çocuk yatarken herhangi bir şeyi yokken, gece aniden havlar tarzda öksürükle uyanır. Stridor vardır. Ateş görülmez. Zaman zaman aynı durum yineleyebilir. Altta yatan alerjik yapının sorumlu olabileceği düşünülmektedir. Tedavide soğuk buhar ve steroidler mukozadaki ödemi çözme açısından faydalı olabilir.
Bakteriyel trakeit ender görülen yalnız tehlikeli bir tablodur. Klinik olarak ağır viral krup tablosuna benzer. Ancak bunda ateş yüksek olup toksik bir görünüm vardır; gittikçe ilerleyen solunum yolu obstrüksiyonu yapar. Tedavide antibiyotikler kullanılır.
Akut epiglottit nadir görülen yalnız yaşamı tehdit eden bir tablodur. Bir ile altı yaş arasındaki çocuklarda görülür. Etken H. influenzae tip B’dir. Viral kruptakinin tersine öksürük yok veya oldukça azdır. Ateş çok yüksek olup toksik bir görünüm vardır. Çocuk hava yollarını açık tutmak için hareketsiz pozisyonda oturur, ağzı açıktır ve sekresyonlar akar. Yutma güçlüğü olmasından yeme arzu isteksizliği vardır. Dil basacağı ile ağız muayenesi çok tehlikeli olup solunum yollarının tam obstrüksiyonu ve ölüme yol açabilir. Bu hastalıkta anlar bile oldukça önemli olmasından hemen yoğun bakım ünitesine alınmalıdır.
Zatürre, ülkemizde beş yaş altı ölüm sebepleri arasında ikinci sırada bulunmaktadır. Bu bulaşmaların erken dönemde tanınıp makul şekilde tedavi edilmesiyle bu ölümlerin çoğu önlenebilir.
Genellikle bir ÜSYE’den birkaç gün sonra aniden yükselen ateş, artan öksürük ve solunum güçlüğü alt solunum yolu enfeksiyonunu akla getirmelidir. Karın ağrısı sebebiyle de doktora getirilebilir. Muayenede zorlu solunum, burun kanatları solunumu, göğüs kafesi solunumla içe doğru çekilmesi gözlenir.
Bronşiolit
Akut bronşiyolit, süt çocukluğu döneminde en çok karşılaşılan alt solunum yolu enfeksiyonudur. Bunların genelde %2-3’ü hastaneye yatırılır. Daha çok bir ile dokuz ay arasındaki bebeklerde görülür. Bir yaşından sonra ender olarak görülür. Etken %75-80 olguda respiratuvar sinsitial virüstür (RSV) ve her yıl kış aylarında salgınlara sebep olur. Bronşiolit bulaşıcıdır ve salgın yapabilir. Genellikle burun akıntısı ile başlar ve daha sonra kuru ve keskin bir öksürük ortaya çıkar. Ardından solunum sorunu ve beslenme zorluğu görülür.
Bronşiolit solunum yollarının en ufak dalları olan bronşiollerin enfeksiyonudur. Bu dallar havayı büyük bronşlardan akciğerlerdeki mikroskopik hava keselerine taşırlar. Bu hava keseleri oksijeni kana verir.
Ani başlayan solunum zorluğu genelde soğuk algınlığını ve öksürüğü izleyerek ortaya çıkar ve şunlar görülür.
  • Hırlama
  • Hızlı soluk alıp-verme
  • Soluk alıp verme sırasında göğüs ve karında görülen çekilmeler
  • Ateş
  • Tırnak ve dudaklarda morarma. (şiddetli vakalarda)
Vücut direncini düşüren enfeksiyonlar, bilhassa solunum yolu enfeksiyonları ve ailede alerji hikâye sü olması risk etkenleri arasında sayılabilir. Hastalık genelde bir haftada iyileşir. Bazı çalışmalar iki yaşın altında iki veya daha çok bronşiolit geçiren çocuklarda alerji ve astım görülebileceğini göstermektedir.
 
Tedavi:
Akut bronşiyolitte destek tedavisi uygulanır. Hastanın sıvı ve kalori gereksinimi karşılanmalıdır. Nemlendirilmiş oksijen verilir. Doktorunuz bakteriyel enfeksiyon düşünüyorsa antibiyotik verebilir ya da duruma göre bronşları genişleten ilaçlar önerebilir.
Çocuğun odasındaki hava, tercihen soğuk buhar veren aletlerle nemlendirilmelidir. Böyle bir nemlendiricinin olmadığı durumlarda duş sayesinde ortam hazırlanabilir. Çocuk günde birkaç defa ve gece yatarken yirmişer dakika bu ortamda tutulur. Eğer gece hırıltı ve öksürükle uyanırsa bu prosedür yeniden uygulanır. Çocuğa sıklıkla sıvı verilmelidir. Süt, solunum yolu salgılarını koyulaştırabileceği için verilmemelidir.
Akut bronşiyolit geçiren çocukların aşağı yukarı yarısı ileriki 3-5 yıl içinde yeniden öksürük ve hırıltılı solunum atakları geçirmektedir

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir